Keçiboynuzu Çiçeklenmesi ve Tozlaşma Nasıl Olur?
Keçiboynuzu, Akdeniz ağaçları arasında ana çiçeklenme dönemi sonbahara denk gelen tek ağaç olarak bilinir. Eylülden kasıma uzanan bu dönemde gövde ve yaşlı dallar üzerinde açan küçük, kokulu çiçekler; arılar, sinekler, eşek arıları ve gece uçan güveler gibi böceklerle, kısmen de rüzgârla tozlaşır.
Bu yazıda keçiboynuzunun çiçeklenme takvimini, çiçek kokusunun işlevini, tozlaşmada böceklerin ve rüzgârın payını, meyve tutumunun neden düşük olduğunu ve döllenmeden hasada kadar baklanın nasıl geliştiğini bilimsel çalışmalar ışığında anlatıyoruz.
Keçiboynuzu Ne Zaman Çiçek Açar?
Akdeniz'de meyve ağaçlarının büyük çoğunluğu ilkbaharda çiçek açarken, keçiboynuzu bu düzenin dışında kalır. IPGRI tarafından yayımlanan monografide keçiboynuzunun ana çiçeklenme dönemi sonbahar (eylül–kasım) olan tek Akdeniz ağacı olduğu, bu bakımdan pek çok tropik bitkiye benzediği vurgulanır (Batlle ve Tous, 1997). Dafni ve arkadaşları da keçiboynuzunun ağırlıklı olarak eylül–aralık arasında çiçeklendiğini belirtir.
Çiçeklenmenin zamanı ve süresi yerel iklime göre değişir. Monografide çok sıcak yerlerde erkek ve dişi ağaçların haziran ayında bile tam çiçekte gözlendiği, bazı bölgelerde ise çiçeklenmenin yenidünya (malta eriği) ağacının çiçeklenmesiyle kısmen örtüştüğü aktarılır. Ticari dişi çeşitlerin çiçeklenmesi ağustos ile kasım arasında 3–4 aya yayılabilir (Batlle ve Tous, 1997).
Uzun çiçeklenme süresinin bir işlevi vardır. Sonbaharın kararsız havası, tozlaşma için her zaman uygun değildir. Monografiye göre çiçeklenmenin uzun bir döneme yayılması, havanın elverişli olduğu ve böceklerin etkin olduğu kısa aralıklarda en azından bazı çiçeklerin tozlaşmasını güvence altına alır.
Çiçek Tomurcuklarının Oluşumu
Keçiboynuzunda çiçek oluşumu sonbahardan çok önce başlar. Monografide aktarılan hormon çalışmalarına göre, vejetatif büyümeden çiçek oluşumuna geçiş haziran ayında düşük gibberellin düzeyleriyle ilişkili olabilir. Ayrıca bir ağaçta o yıl taşınan bakla yükü, aynı sezonun çiçek oluşumunu baskılayabilir; Portekiz'de 30–40 yaşındaki 'Mulata' ağaçlarında, ürün yüklü yıllarda baklaların özellikle nisan–haziran arasındaki hızlı büyüme döneminde çiçek farklılaşmasını engellediği gözlenmiştir (Batlle ve Tous, 1997). Keçiboynuzunda sık görülen "bir yıl bol, bir yıl az" ürün düzeninin (periyodisite) bir nedeni de budur.
Çiçek Yapısı ve Salkımlar
Keçiboynuzu çiçekleri küçük, taç yaprakları olmayan, kırmızımsı-yeşil çiçeklerdir. Kedicik görünümlü salkımlar hâlinde, eski odun üzerindeki kısa sürgünlerde ve doğrudan gövde üzerinde oluşurlar. Dafni ve arkadaşlarına göre güçlü kokulu salkımlar yaklaşık 20–50 çiçek taşır ve nektar geniş bir disk üzerinde açıkta durduğu için böcekler tarafından kolayca alınabilir.
Ağaçlar çiçek tipine göre erkek, dişi ya da erdişi olabilir. İspanyol çeşitlerinde dişi ve erdişi salkımların ortalama 17 ve 20 çiçek taşıdığı bildirilmiştir (Batlle ve Tous, 1997). Çiçek tiplerinin ayrıntılarını "Keçiboynuzu Ağacında Erkek, Dişi ve Erdişi Ağaçlar" yazımızda ele alıyoruz.
Keçiboynuzu Çiçeğinin Kokusu
Keçiboynuzu çiçeklerinin belirgin ve ağır bir kokusu vardır. IPGRI monografisi, erkek ve erselik çiçeklerin böcekleri çeken, meniyi andıran bir koku yaydığını belirtir. Sonbahar akşamlarında keçiboynuzu bahçelerinin yakınından geçenlerin fark ettiği bu koku, bitkinin tozlayıcıları çekmek için kullandığı bir sinyaldir.
Portekiz'de yürütülen bir çalışmada erkek, dişi ve erselik ağaçların çiçeklerinden yayılan uçucu bileşikler analiz edilmiş ve 25'ten fazla bileşik tanımlanmıştır. Kokunun büyük kısmını monoterpen ve seskiterpenler oluşturmuş; linalol ve türevleri, alfa-pinen ve alfa-farnesen öne çıkmıştır. Dişi çiçeklerde bileşik çeşitliliğinin daha fazla, ana bileşiklerin miktarının ise daha düşük olduğu; üç çiçek tipinde de kokunun başlıca kaynağının nektar diski olduğu belirlenmiştir (Custódio ve ark., 2006).
Keçiboynuzu Nasıl Tozlaşır?
Keçiboynuzunda polenin erkek çiçekten dişi çiçeğe taşınması iki yolla gerçekleşir: böcekler ve rüzgâr. Bilimsel literatürde bu iki yolun birlikte kullanılması "ambofili" olarak adlandırılır ve Dafni ve arkadaşlarının keçiboynuzu tozlaşması üzerine yayımladığı çalışmanın başlığında da bu kavram yer alır.
Böceklerle Tozlaşma
IPGRI monografisine göre polen taşınmasını başta arılar, sinekler, eşek arıları ve gece uçan güveler olmak üzere böcekler sağlar; farklı böcek grupları çiçekleri günün farklı saatlerinde ziyaret eder. Ancak sonbahar, arıların hem tür hem birey sayısı bakımından azaldığı bir dönemdir. Dafni ve arkadaşları da sonbahar çiçeklenmesini iklim koşulları, az sayıda potansiyel tozlayıcı ve az sayıda birey nedeniyle "zorlu bir tozlaşma ortamı" olarak nitelendirir.
Kıbrıs'ta iki yıl süren bir çalışmada çiçekleri en sık ziyaret eden türün bal arısı (Apis mellifera) olduğu, onu yabani arılar ve eşek arılarının izlediği görülmüştür. Keçiboynuzu çiçeklerini en az 10 farklı yabani arı türü ziyaret etmiştir (Varnava ve ark., 2023). Mallorca'daki 20 bahçede yapılan bir başka araştırmada ise doğal alanlarla çevrili bahçelerin daha fazla yabani arı ve kelebek, daha az bal arısı ziyareti aldığı belirlenmiştir (Gómez-Martínez ve ark., 2025).
Nektar, keçiboynuzu çiçeklerinin böcekler için en önemli ödülüdür. Üç çiçek tipinin de nektar salgıladığı bilinmektedir. İspanya'daki çalışmalara dayanan değerlendirmelerde dişi çiçeklerin nektar hacmi ve şeker içeriğinin daha yüksek olduğu aktarılırken (Batlle ve Tous, 1997), Ürdün'deki bir ormanda yapılan ve Uludağ Arıcılık Dergisi'nde yayımlanan çalışmada erkek ağaçların daha fazla ve daha yoğun nektar ürettiği bulunmuş, bal arılarının keçiboynuzunu polen ve nektar için sıkça ziyaret ettiği gözlenmiştir (Maha ve Haddad, 2012). Bu sonuçlar, keçiboynuzunun sonbaharda arılar için değerli bir besin kaynağı olduğunu da göstermektedir.
Rüzgârla Tozlaşma
IPGRI monografisi, polen taşınmasında rüzgârın da rol oynadığını, yalnız bırakılmış dişi ağaçların hafif ürün verebildiğini, ancak rüzgârla taşınan polenin ne ölçüde etkili olduğunun bilinmediğini belirtir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yatırımcı rehberinde de keçiboynuzunun genel olarak rüzgârla tozlaştığı ve anemofil (rüzgârla tozlaşan) bir tür olduğu ifade edilir.
Ancak güncel saha çalışmaları, böceklerin payının rüzgârdan çok daha büyük olduğunu göstermektedir. Kıbrıs'taki çalışmada salkımları ince file torbayla kapatılarak yalnızca rüzgârla tozlaşmaya bırakılan çiçeklere kıyasla, açıkta bırakılan çiçeklerden bölgeye bağlı olarak 4 ila 16 kat daha fazla bakla elde edilmiştir. Açık tozlaşmayla oluşan baklalar ayrıca daha ağır, daha uzun ve daha çok tohumlu olmuştur (Varnava ve ark., 2023). Mallorca çalışmasının yazarları da keçiboynuzunu tozlayıcılara bağımlı bir Akdeniz ürünü olarak tanımlar (Gómez-Martínez ve ark., 2025).
Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, keçiboynuzunda rüzgârın tamamlayıcı bir rol oynadığını, ticari düzeyde verim için ise böcek tozlaşmasının belirleyici olduğunu söylemek daha doğru görünmektedir.
Tozlaşmayı Etkileyen Çevresel Etkenler
Keçiboynuzunun sonbaharda çiçek açması, tozlaşmayı hava koşullarına duyarlı hâle getirir. IPGRI monografisinde sonbahar yağmurlarının tozlaşmayı engelleyebildiği ve meyve tutumunu etkileyebildiği belirtilir. Rüzgâr ve yağış, hem polenin taşınmasını hem de böceklerin uçuşunu sınırlar.
Tozlaşma başarısını etkileyen başlıca etkenler şöyle sıralanabilir:
- Çiçeklenme döneminde yağış, rüzgâr ve düşük sıcaklık
- Bahçede ve çevresinde erkek ya da erdişi ağaç bulunup bulunmaması
- Erkek ve dişi ağaçların çiçeklenme zamanlarının örtüşmesi
- Tozlayıcı böceklerin sayısı ve çeşitliliği
- Çevredeki doğal alanların korunmuşluk düzeyi
- Polenin çimlenme gücü
Polen kalitesi de ağaçtan ağaca değişir. Monografide Girit'teki yabani erkek ağaçlarda laboratuvar koşullarında polen çimlenmesinin yüzde 4,3 ile 69 arasında değiştiği, bir başka çalışmada ise erkeklerde yüzde 5,2–38,6, erdişi tiplerde yüzde 7,1–26 aralığında bulunduğu aktarılır (Batlle ve Tous, 1997).
Hasat dönemi ile çiçeklenmenin çakışması da dikkat edilmesi gereken bir konudur. Keçiboynuzu hasadı genellikle yaz sonu ve sonbahar başında yapılır ve ağaçlar bu sırada çiçektedir. Monografide, baklaları sırıkla silkelerken çiçeklerin zarar görebileceği ve bir sonraki yılın ürününün kısmen yok olabileceği vurgulanır.
Meyve Tutumu Neden Düşüktür?
Keçiboynuzunda açan çiçeklerin yalnızca küçük bir bölümü olgun baklaya dönüşür. IPGRI monografisine göre İtalyan, Portekiz ve İspanyol çeşitlerinde genel meyve tutumu çoğunlukla yüzde 3–5 dolayındadır; bazı yıllarda yüzde 1'e, çok bol çiçeklenen yıllarda ise yüzde 0,05'e kadar düştüğü gözlenmiştir. Az tohumlu baklaların daha sık döküldüğü de bildirilmiştir.
İspanya'nın kuzeydoğusunda iki dişi ve iki erdişi çeşit üzerinde yapılan ayrıntılı bir çalışmada, çiçeklerin yüzde 12,6 ile 35 arasındaki bölümünün meyve oluşumunu başlattığı, ancak oluşmaya başlayan meyvelerin yüzde 79,2 ile 90,2 arasındaki kısmının olgunlaşmadan döküldüğü belirlenmiştir. Çiçek ve genç meyve dökümü ekim–aralık arasında yüksek seyretmiş, ocak ve şubatta yavaşlamış, mayısa kadar yeniden artmış ve haziran–ağustos arasında neredeyse durmuştur (Bosch ve ark., 1996). Aynı çalışmada büyük salkımlarda meyve oluşumu, meyve tutumu ve çiçek başına tohum bağlama oranının küçük salkımlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür.
Monografide aktarılan değerlendirmelere göre çiçeklenme yoğunluğu ve bakla verimindeki değişimler, iklimden çok periyodisiteye bağlı iç etkenlerle ilişkilidir. Bununla birlikte olumsuz çevre koşulları meyve tutumunu düşürerek özellikle sınır bölgelerdeki bahçelerde üretim riskini artırabilir.
Döllenmeden Hasada: Baklanın Gelişimi
Keçiboynuzunda döllenmeden olgun baklaya uzanan süreç yaklaşık 10 ay sürer. Monografide aktarılan çalışmalara göre bakla gelişimi, pek çok meyvede olduğu gibi S biçimli bir büyüme eğrisi izler ve üç evreye ayrılır (Batlle ve Tous, 1997):
| Evre | Dönem | Ne olur? |
|---|---|---|
| I. Yavaş büyüme | Sonbahar ve kış | Döllenmiş çiçekteki genç baklanın ağırlığı hemen hiç artmaz. |
| II. Hızlı büyüme | Nisan–haziran | Bakla hızla uzar ve kalınlaşır. |
| III. Olgunlaşma | Hazirandan itibaren | Büyüme yavaşlar, bakla kurumaya başlar, renk yeşilden kahverengiye döner. |
İspanya'daki çalışmada da benzer bir düzen gözlenmiş; aralık–mart arası yavaş büyüme, nisan–haziran arası doğrusal büyüme ve haziran–ağustos arası yavaş büyüme ile olgunlaşma evreleri tanımlanmıştır (Bosch ve ark., 1996). Yeşil baklada su oranı yaklaşık yüzde 70 iken, olgun baklada yüzde 12–18'e iner. Bakanlık rehberi de meyvelerin mayıs başında büyümeye başladığını, haziran–temmuzda olgunlaştığını ve eylülden itibaren hasat edildiğini belirtir.
Bu takvimin pratik bir sonucu vardır: Bir sonbaharda açan çiçekler, ancak ertesi yılın yaz sonunda hasat edilebilecek baklaya dönüşür. Dolayısıyla hasat sırasında ağaçta hem olgun baklalar hem de yeni açmış çiçekler bir arada bulunur.
Bahçede Tozlaşmayı Desteklemek
Kaynaklardaki bulgular, keçiboynuzu bahçelerinde tozlaşmayı desteklemek için birkaç temel ilkeye işaret eder:
- Bahçeye düzenli aralıklarla erkek ya da erdişi tozlayıcı ağaçlar yerleştirmek
- Çiçeklenme süresi farklı tozlayıcılar kullanarak dişi çeşitlerin uzun çiçeklenmesini kapsamak
- Bahçe çevresindeki doğal bitki örtüsünü korumak
- Hasatta çiçeklere zarar vermemeye özen göstermek
IPGRI monografisi, erkek ağaçların çiçeklenme süresi daha kısa olduğu için erdişi tozlayıcıların dişi çeşitlerle çiçeklenme örtüşmesi bakımından genellikle daha başarılı olduğunu belirtir. Mallorca çalışmasında ise korunmuş doğal alanlarla çevrili bahçelerde tohum ağırlığının arttığı ve yabani tozlayıcıların bu bahçelerde daha baskın olduğu görülmüştür (Gómez-Martínez ve ark., 2025).
Sık Sorulan Sorular
Keçiboynuzu hangi ayda çiçek açar? Ana çiçeklenme dönemi genellikle eylül–kasım aylarıdır. Yöreye ve çeşide göre çiçeklenme ağustostan aralığa kadar uzayabilir.
Keçiboynuzu rüzgârla mı, böcekle mi tozlaşır? Her ikisiyle de tozlaşır. Ancak Kıbrıs'taki saha çalışmasında böceklerin erişebildiği çiçeklerde 4 ila 16 kat daha fazla bakla oluştuğu görülmüştür; bu da böcek tozlaşmasının verim için belirleyici olduğunu göstermektedir.
Keçiboynuzu çiçeği neden kötü kokar? Erkek ve erselik çiçekler, böcekleri çekmeye yarayan ağır bir koku yayar. Bu koku, çiçeklerin nektar diskinden salınan uçucu bileşiklerden kaynaklanır.
Keçiboynuzu arıcılık için önemli midir? Evet. Keçiboynuzu, birçok bitkinin çiçeklenmesinin sona erdiği sonbaharda nektar ve polen sunar; çalışmalar bal arılarının ve çok sayıda yabani arı türünün keçiboynuzu çiçeklerini sıkça ziyaret ettiğini göstermektedir.
Carob Türkiye ile Çiçekten Ürüne
Keçiboynuzunun sonbaharda açan küçük çiçekleri, yaklaşık on aylık bir gelişimin ardından şeker yönünden zengin baklalara ve değerli çekirdeklere dönüşür. Tozlaşmanın başarısı, hem meyve etinin hem de çekirdeğin miktarını ve kalitesini doğrudan etkiler.
Carob Türkiye olarak keçiboynuzu meyvesi, kırığı, unu/tozu, çekirdeği ve ekstraktı tedarik ediyoruz. Ürün yelpazemizi Ürünlerimiz sayfasından inceleyebilir, keçiboynuzunun arıcılıkla bağlantısını Keçiboynuzu Balı Nedir? yazımızda okuyabilirsiniz. Toptan ve ihracat talepleriniz için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Yerli kaynaklar
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, "Keçiboynuzu (Harnup) Bahçe Tesisi Projesi Fizibilite Raporu ve Yatırımcı Rehberi", Ankara, 2020. eskisehir.
tarimorman. gov. tr/ BelgelerArsiv/ Yat%C4%B1r%C4%B… Maha, S., Haddad, N., "Utilization of forest biodiversity: Rewards of Ceratonia siliqua L. for Apis mellifera", Uludağ Arıcılık Dergisi, 12(2), 62–67, 2012. hdl.
handle. net/ 11452/ 15871 Yabancı kaynaklar
Batlle, I., Tous, J., "Carob tree. Ceratonia siliqua L. Promoting the conservation and use of underutilized and neglected crops. 17", Institute of Plant Genetics and Crop Plant Research, Gatersleben / International Plant Genetic Resources Institute, Roma, 1997. ISBN 92-9043-328-X. hdl.
handle. net/ 10568/ 104277 Dafni, A., Marom-Levy, T., Jürgens, A., Dötterl, S., Shimrat, Y., Dorchin, A., Kirkpatrick, H. E., Witt, T., "Ambophily and 'super generalism' in Ceratonia siliqua (Fabaceae) pollination", Evolution of Plant-Pollinator Relationships (Systematics Association Special Volume 81), Cambridge University Press, s. 344–373, 2011. doi.
org/ 10. 1017/ CBO9781139014113. 013 Varnava, A. I., Manganaris, G. A., Stavrinides, M. C., "Assessing the biodiversity and the impact of pollinators on carob production", PLoS ONE, 18, e0291431, 2023. doi.
org/ 10. 1371/ journal. pone. 0291431 Gómez-Martínez, C., González-Estévez, M. A., deCastro-Arrazola, I., Unglaub, P., Lázaro, A., "Landscape conservation and orchard management influence carob tree yield through changes in pollinator communities", PLoS ONE, 20, e0307357, 2025. doi.
org/ 10. 1371/ journal. pone. 0307357 Bosch, J., Del Pino, F. G., Ramoneda, J., Retana, J., "Fruiting phenology and fruit set of carob, Ceratonia siliqua L. (Cesalpinaceae)", Israel Journal of Plant Sciences, 44(4), 359–368, 1996. doi.
org/ 10. 1080/ 07929978. 1996. 10676657 Custódio, L., Serra, H., Nogueira, J. M. F. ve ark., "Analysis of the Volatiles Emitted by Whole Flowers and Isolated Flower Organs of the Carob Tree Using HS-SPME-GC/MS", Journal of Chemical Ecology, 32(5), 929–942, 2006. doi.
Bilimsel Kaynaklarorg/ 10. 1007/ s10886- 006- 9044- 9