CAROB TÜRKİYE

Carob Turkiye, keçiboynuzu ürünlerini dünya genelindeki müşterilere ulaştıran, kaliteli ve doğal ürünlerle küresel pazara ihracat yapan bir firmadır.

Saray Mah, Hanımağa Sokak 3-1, 07400

Haritalarda Gör

[email protected]

0242 517 40 45

Whatsapp Hattımız

Antik Mısır ve Yunan'da Keçiboynuzu

Antik Mısır ve Yunan'da Keçiboynuzu
Tarih ve Kültür Görüntülenme (71)

Antik Mısır ve Yunan'da Keçiboynuzu

Keçiboynuzu, antik Doğu Akdeniz'in iki büyük kültüründe, Mısır ve Yunan dünyasında farklı biçimlerde iz bırakmıştır. Mısırlılar "tatlı" kavramını yazarken keçiboynuzu baklası biçimindeki bir işareti kullanmış; Yunanlar ise ağacın baklasını boynuza benzeterek ona bugünkü bilimsel adın da temelini oluşturan ismi vermiştir.

Bu yazıda hiyeroglif işaret listelerinden, mezar tapınaklarındaki adak listelerinden, Yunanca kelime tarihinden ve Roma yazarlarının Yunan dünyasına dair aktarımlarından yola çıkarak antik Mısır ve Yunan'da keçiboynuzuna dair bildiklerimizi ve bilmediklerimizi ele alıyoruz.

Antik Kaynakları Okurken: Ne Biliyoruz, Ne Tahmin Ediyoruz?

Keçiboynuzunun antik dünyadaki yeri hakkında internette pek çok iddia dolaşır. Bunların bir kısmı arkeolojik ve dilbilimsel kanıtlara dayanırken, bir kısmı kaynağı belirsiz anlatılardır. Bu nedenle bu yazıda bilgileri üç gruba ayırarak ele almaya çalışacağız:

  • Yazı ve dil kanıtları: hiyeroglif işaretleri, Yunanca ve Latince kelimeler
  • Arkeolojik ve belgesel kanıtlar: mezar tapınaklarındaki adak listeleri, buluntular
  • Genetik ve botanik yorumlar: ağacın Akdeniz'de nasıl yayıldığına dair modern çalışmalar

Bu ayrım, "antik Mısırlılar keçiboynuzunu şu amaçla kullandı" gibi kesin cümlelerin hangi kanıta dayandığını görmeyi kolaylaştırır.

Mısır Yazısında Keçiboynuzu: "Tatlı" Anlamına Gelen İşaret

Antik Mısır'da keçiboynuzunun en sağlam izi yazı sisteminde bulunur. Mısır hiyerogliflerini kataloglayan Thot Sign List, Gardiner sınıflandırmasında M29 koduyla bilinen işareti "bir keçiboynuzu (Ceratonia siliqua) ağacının baklası" olarak tanımlar. İşaretin temel okunuşu "nḏm" (genellikle "nedjem" diye okunur) olup kayıtlı kullanımlarının çoğunda "tatlı olmak" anlamını taşır. Aynı işaret "keçiboynuzu ağacı" anlamında da kullanılmıştır.

Thot Sign List'e göre bu işaretin kullanımı Eski Krallık dönemine ait Djedkare lahdinden Geç Dönem'e kadar uzanan geniş bir zaman aralığında belgelenmiştir. Listede başvuru kaynağı olarak Alan Gardiner'ın klasik Mısır dilbilgisi kitabı ve Nathalie Baum'un antik Mısır'ın ağaç ve çalılarını inceleyen eseri gösterilir.

İşaretin bir başka ilginç yönü, bazı sözcüklerde örgülü saç tutamı anlamında da kullanılmasıdır. Thot Sign List bu kullanımlarda baklanın örgülü bir saç tutamı gibi algılanması gerektiğini not eder. Uzun, kıvrık ve kahverengi keçiboynuzu baklasının bir saç örgüsünü andırdığını düşünürsek bu benzetme oldukça anlaşılırdır.

"Nedjem" Kelimesi ve Tatlılık Kavramı

Wikipedia'daki keçiboynuzu hiyeroglifi maddesi, işaretin "tatlı" anlamının yalnızca tatla sınırlı kalmayıp koku ve dokunma gibi diğer duyulara da genişlediğini belirtir. Maddede, E. A. Wallis Budge'ın hiyeroglif sözlüğünde "nedjem" ve türevlerini içeren on beş kayıt bulunduğu, bunların altısında kelimenin "nedjemnedjem" biçiminde ikilendiği aktarılır.

Bu ayrıntı bize şunu söyler: Mısırlılar için keçiboynuzu yalnızca bir yiyecek değil, "tatlılık" fikrinin görsel simgesiydi. Antik çağda şeker kamışı ve rafine şeker bilinmediği düşünüldüğünde, bal ve hurma gibi doğal tatlandırıcıların yanında keçiboynuzunun da tatlı bir besin olarak tanınması şaşırtıcı değildir. Bugün yapılan analizler de keçiboynuzu etli kısmının oldukça yüksek oranda şeker içerdiğini göstermektedir; Güney Kaliforniya Üniversitesi'nin hazırladığı bir çalışmada bu oran yüzde 48–56 aralığında verilmektedir.

Adak Listeleri ve Mezar Buluntuları

Keçiboynuzunun yalnızca yazıda değil, ritüel hayatta da yer aldığına dair belgeler bulunmaktadır. Güney Kaliforniya Üniversitesi'nin Plants & People projesinde yer alan bir görsel kaydı, Detroit Sanat Enstitüsü koleksiyonundaki bir esere dayanarak MÖ 2565–2420 yıllarına tarihlenen ve kaynakta "Mery-nesut Tapınağı" olarak anılan yapının batı duvarını tanıtır. Bu duvardaki cenaze adakları listesinde keçiboynuzu da yer almaktadır.

Aynı projede keçiboynuzu baklalarının ve çekirdeklerinin Mısır mezarlarında bulunduğu aktarılır. Kaynakta ayrıca keçiboynuzu çekirdeği gamının mumyalamada kullanıldığının "bildirildiği" ifade edilir. Ancak bu son bilgi kaynakta da kesin bir dille değil, aktarım olarak verilmiştir; bu nedenle mumyalama kullanımını kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, araştırılmaya açık bir iddia olarak değerlendirmek daha doğrudur.

Adak listelerinde yer alması, keçiboynuzunun öteki dünyaya götürülecek değerli besinler arasında görüldüğünü düşündürür. Bu, sonraki çağlarda keçiboynuzuna yakıştırılan "fakir gıdası" imajından oldukça farklı bir tablodur.

Antik Mısır'da Keçiboynuzunun Kaynağı

Mısırlıların keçiboynuzunu nereden temin ettiği sorusu, ağacın kökenine dair tartışmalarla bağlantılıdır. Ramón-Laca ve Mabberley'nin Botanical Journal of the Linnean Society'de yayımlanan çalışması, keçiboynuzunun antik Orta Doğu'da bulunduğunu ve olası kökeninin güney Arabistan ile Afrika Boynuzu çevresi olduğunu öne sürer. Turkish Journal of Botany'deki bir derleme de Hillcoat ve arkadaşlarının çalışmasına dayanarak yabani keçiboynuzunun kaydedildiği bölgeler arasında Mısır'ı da sayar.

Bu bulgular, keçiboynuzunun Mısır için yabancı bir ithal ürün değil, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz çevresinin tanıdık bir bitkisi olduğunu düşündürmektedir. Yine de Mısır'da yaygın biçimde yetiştirilip yetiştirilmediği veya ticaret yoluyla mı geldiği konusunda elimizdeki kaynaklar kesin bir sonuç sunmamaktadır.

Yunan Dünyasında Keçiboynuzu: Boynuzdan Gelen Bir İsim

Yunanlar keçiboynuzu baklasını boynuza benzetmiştir. Online Etymology Dictionary'ye göre Yunanca "keration", "boynuz" anlamındaki "keras" kelimesinin küçültme hâlidir ve hem keçiboynuzu çekirdeğini hem de küçük bir ağırlık birimini ifade etmiştir. Saturday Evening Post'taki bir kelime tarihi yazısı da Akdeniz ve Orta Doğu'daki ağaçlardan sarkan baklaların küçük boynuzlara benzemesi nedeniyle çekirdeklerine "küçük boynuz" anlamında keration dendiğini anlatır.

Türkçedeki "keçiboynuzu" adı da aynı benzetmeye dayanır. Böylece Yunanca adla Türkçe ad, baklanın görünüşünü anlatan ortak bir imgede buluşur. Girit'in doğasını tanıtan bir kaynak da ağacın adının Yunanca boynuz kelimesinden geldiğini vurgular.

Ramón-Laca ve Mabberley'nin çalışmasında dikkat çekici bir dil gözlemi bulunur: Avrupa dillerindeki keçiboynuzu adlarının çoğu Arapça kökenlidir; ancak Yunanistan ve güney İtalya bunun istisnasıdır. Bu durum, keçiboynuzunun Yunan dünyasında Arap etkisinden çok önce tanındığını ve kendi adıyla anıldığını düşündürür.

Keration: Yunan Ölçü Sisteminde Keçiboynuzu

Yunan dünyasında keçiboynuzu çekirdeği bir ağırlık birimine ad olmuştur. Online Etymology Dictionary, Yunanca keration biriminin Roma'daki siliqua birimine karşılık geldiğini ve siliquanın Konstantin'in altın sikkesi solidusun yirmi dörtte biri olduğunu belirtir.

Bu kullanım, bugünkü karat kelimesinin de kökenidir. Ancak çekirdeklerin "hepsinin aynı ağırlıkta olduğu" inanışı bilimsel ölçümlerle doğrulanmamıştır: 2006'da Biology Letters'ta yayımlanan bir çalışma, keçiboynuzu çekirdeklerinin ağırlık değişkenliğinin diğer bitki türlerinden belirgin biçimde düşük olmadığını göstermiştir. Konunun ayrıntıları için "Karat Ölçüsü ve Keçiboynuzu Çekirdeği: Efsane mi Gerçek mi?" başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Roma Yazarlarının Gözünden "Yunan Baklası"

Yunan dünyasında keçiboynuzunun ne kadar tanındığını, Roma yazarlarının aktarımlarından da anlayabiliyoruz. Turkish Journal of Botany'deki derlemeye göre Romalı tarım yazarı Columella ağaçtan "siliqua Graeca", yani "Yunan baklası" diye söz etmiştir. Yaşlı Plinius ise İyonyalıların, yani Anadolu'nun batı kıyılarında yaşayan Yunanların, bu ağaca "ceronia" dediğini aktarmıştır.

Bu iki bilgi önemlidir. Romalılar keçiboynuzunu Yunan dünyasıyla özdeşleştirmiş ve ona Yunanlara atfedilen bir adla seslenmiştir. İyonya'ya yapılan atıf da keçiboynuzunun Ege'nin doğu kıyılarında, bugünkü Türkiye topraklarında, antik çağda tanınan bir ağaç olduğuna işaret eder. Bugünkü bilimsel ad Ceratonia siliqua, bu Yunanca ve Latince kökleri bir araya getirir.

Girit ve Ege Adaları

Ege adaları, keçiboynuzunun antik dönemden bugüne süregelen varlığının en iyi gözlemlenebildiği yerlerdendir. Girit'in doğasını tanıtan bir kaynağa göre adada Avrupa'nın en büyük doğal keçiboynuzu korusunun bulunduğu düşünülmektedir. Aynı kaynak, Giritlilerin keçiboynuzu baklalarını geleneksel olarak tatlı bir atıştırmalık gibi tükettiğini ve zor zamanlarda keçiboynuzu ağaçlarının yoksul halkı beslediğini aktarır.

Güney Kaliforniya Üniversitesi'nin çalışmasında da Girit, türün kaydedildiği Akdeniz bölgeleri arasında anılır. Bu bilgiler doğrudan antik döneme ait belgeler olmasa da, Yunan dünyasında keçiboynuzu kültürünün uzun ve kesintisiz bir geçmişe sahip olduğunu gösteren tamamlayıcı ipuçlarıdır.

Genetik Çalışmalar Antik Yayılış Hakkında Ne Söylüyor?

Antik Yunan'ın keçiboynuzunun Akdeniz'de yayılmasındaki rolüne dair en güncel bilgiler genetik çalışmalardan gelmektedir. Baumel ve arkadaşlarının 2022'de Molecular Ecology'de yayımladığı çalışma, keçiboynuzunun büyük ölçüde yerel yabani ağaçlardan seçilerek, birçok kez evcilleştirildiğini göstermiştir. Yazarlara göre evcil çeşitlerin uzak mesafelere, özellikle batıya doğru taşınması da yaşanmış ve bu hareketler Roma, Yunan ve Arap göçleriyle ilişkilendirilmiştir.

Yani antik Yunanlar keçiboynuzunu Akdeniz'e "getiren" halk değildir; ağaç zaten bölgede doğal olarak bulunuyordu. Ancak Yunan denizciler ve kolonistler, seçtikleri çeşitleri yeni yerleşim yerlerine taşıyarak keçiboynuzunun kültür formlarının yayılmasına katkıda bulunmuş olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Antik Mısırlılar keçiboynuzunu biliyor muydu?

Evet. Keçiboynuzu baklasını tasvir eden M29 hiyeroglifi "tatlı" anlamında kullanılmış, keçiboynuzu ayrıca bir mezar yapısındaki adak listesinde yer almıştır.

Keçiboynuzu mumyalamada kullanıldı mı?

Bazı kaynaklarda bu yönde bir aktarım bulunsa da kesinleşmiş bir bilgi olarak sunulamaz. Bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Keçiboynuzunun Yunanca adı nedir?

Antik Yunanca'da çekirdek için "keration" (küçük boynuz) kelimesi kullanılmıştır. Plinius ise İyonyalıların ağaca "ceronia" dediğini aktarır.

Antik Yunanlar keçiboynuzunu Akdeniz'e mi getirdi?

Hayır. Genetik çalışmalar ağacın bölgede doğal olarak bulunduğunu ve çoğunlukla yerel olarak evcilleştirildiğini göstermektedir. Yunanlar bazı çeşitlerin taşınmasına katkıda bulunmuş olabilir.

Carob Türkiye ile Antik Bir Lezzetin İzinde

Mısırlıların "tatlı" kavramını anlatmak için seçtiği keçiboynuzu, bugün de doğal tatlılığıyla mutfaklarda yer almaya devam ediyor. Carob Türkiye olarak keçiboynuzu meyvesi, kırığı, unu/tozu, çekirdeği ve ekstraktı tedarik ediyoruz.

Keçiboynuzunun genel tarihine Keçiboynuzu Nedir? yazımızdan, ürünlerimize Keçiboynuzu Meyvesi sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Toptan ve ihracat talepleriniz için iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Yerli kaynaklar

Mahdad, Y. M., Gaouar, S. B. S., "Origin, distribution and domestication of the carob tree (Ceratonia siliqua L.)", Turkish Journal of Botany (TÜBİTAK), 47(2), 89–96, 2023. doi.org/10.55730/1300-008X.2748

Yabancı kaynaklar

Thot Sign List, "M29 – A pod of a carob (Ceratonia siliqua) tree" (TSL_1_3975). thotsignlist.org/mysign?id=3975

Wikipedia, "Carob (hieroglyph)". en.wikipedia.org/wiki/Carob_(hieroglyph)

Fuson, C., "Carob hieroglyph", Plants & People: The Intersection of Botany and Human Experience, University of Southern California (Scalar). scalar.usc.edu/works/plants-and-people/carob-hieroglyph

Fuson, C., Yee, S., "Carob: From Pod to Pantry", Plants & People: The Intersection of Botany and Human Experience, University of Southern California (Scalar), 2022. scalar.usc.edu/works/plants-and-people/carob-from-pod-to-…

Ramón-Laca, L., Mabberley, D. J., "The ecological status of the carob-tree (Ceratonia siliqua, Leguminosae) in the Mediterranean", Botanical Journal of the Linnean Society, 144(4), 431–436, 2004. doi.org/10.1111/j.1095-8339.2003.00254.x

Baumel, A., Nieto Feliner, G., Médail, F., ve ark., "Genome-wide footprints in the carob tree (Ceratonia siliqua) unveil a new domestication pattern of a fruit tree in the Mediterranean", Molecular Ecology, 31(15), 4095–4111, 2022. doi.org/10.1111/mec.16563

Online Etymology Dictionary, "carat". etymonline.com/it/word/carat

Hollandbeck, A., "In a Word: A 24-Karat Word History", The Saturday Evening Post, 15 Aralık 2022. saturdayeveningpost.com/2022/12/in-a-word-a-24-karat-word…

Turnbull, L. A., Santamaria, L., Martorell, T., Rallo, J., Hector, A., "Seed size variability: from carob to carats", Biology Letters, 2(3), 397–400, 2006. doi.org/10.1098/rsbl.2006.0476

OpenIT, "Carob tree", Cretan Beaches. cretanbeaches.com/en/flora/carob-tree

Bilimsel Kaynaklar
Merak ettikleriniz mi var?