CAROB TÜRKİYE

Carob Turkiye, keçiboynuzu ürünlerini dünya genelindeki müşterilere ulaştıran, kaliteli ve doğal ürünlerle küresel pazara ihracat yapan bir firmadır.

Saray Mah, Hanımağa Sokak 3-1, 07400

Haritalarda Gör

[email protected]

0242 517 40 45

Whatsapp Hattımız

Keçiboynuzunun Tarihi

Keçiboynuzunun Tarihi
Tarih ve Kültür Görüntülenme (136)

Keçiboynuzunun Tarihi

Keçiboynuzu (Ceratonia siliqua), Akdeniz havzasının en eski kültür ağaçlarından biridir. Antik Mısır yazısında "tatlı" anlamına gelen bir işarete dönüşmüş, Yunan ve Roma dünyasında hem besin hem de ağırlık birimi olarak yer edinmiş, Orta Çağ'da Arap ve Endülüs tarım yazarlarının ilgisiyle yaygınlaşmıştır.

Bu yazıda keçiboynuzunun olası kökenini, evcilleştirilmesine dair güncel genetik bulguları, antik çağdan bugüne kullanım biçimlerini ve dünyaya nasıl yayıldığını kaynaklara dayanarak özetliyoruz. Ayrıca bir zamanlar "fakir gıdası" sayılan bu meyvenin nasıl değerli bir sanayi hammaddesine dönüştüğünü ele alıyoruz.

Keçiboynuzunun Kökeni: Akdeniz'den Daha Eski Bir Hikâye

Keçiboynuzu bugün Akdeniz ikliminin simgesi gibi görülse de bilim insanları türün atalarının bu iklimden çok daha eski olduğunu düşünmektedir. Turkish Journal of Botany'de yayımlanan bir derlemeye göre keçiboynuzunun büyük olasılıkla Akdeniz öncesi, tropikal bir kökeni vardır; atalarının Paleojen döneminde eski Tetis Denizi çevresine yayılmış olduğu genetik, fosil ve fizyolojik kanıtlarla desteklenmektedir. İklim zamanla bugünkü Akdeniz koşullarına dönüştükçe bu tropikal ormanlar daralmış, keçiboynuzu ise yeni koşullara uyum sağlayarak varlığını sürdürmüştür.

Daha eski bir çalışmada Ramón-Laca ve Mabberley, türün bugünkü dağılımını botanik, arkeolojik, tarihsel ve dilbilimsel kanıtlar üzerinden değerlendirmiş; keçiboynuzunun güney Arabistan ve Afrika Boynuzu çevresinden kaynaklanmış olabileceğini ve antik Orta Doğu'da zaten bulunduğunu ileri sürmüştür. Aynı çalışmada Ceratonia cinsinin buzul çağları öncesinde batı Avrupa'nın yabani florasında yer aldığı ve türün batı Akdeniz'e yayılışının muhtemelen MÖ ikinci binyıldan itibaren kademeli olarak gerçekleştiği belirtilir.

Kısacası keçiboynuzunun "nereden geldiği" sorusunun tek ve kesin bir cevabı yoktur. Farklı disiplinlerden gelen kanıtlar, ağacın çok uzun bir zaman diliminde, hem doğal yollarla hem de insan eliyle Akdeniz'in dört bir yanına dağıldığını göstermektedir.

Genetik Araştırmalar Evcilleştirme Hakkında Ne Söylüyor?

Uzun yıllar boyunca en çok kabul gören görüş, "doğu sığınağı" hipotezi olarak bilinir. Bu yaklaşıma göre keçiboynuzu buzul dönemlerini Arabistan çevresinde atlatmış, ardından insan eliyle Mezopotamya üzerinden batı Akdeniz'e taşınmıştır. Avrupa dillerindeki keçiboynuzu adlarının önemli bölümünün Arapça kökenli olması da bu görüşü destekleyen kanıtlar arasında sayılmıştır.

Ancak son yıllardaki genetik çalışmalar tabloyu değiştirmiştir. Baumel ve arkadaşlarının 2022'de Molecular Ecology dergisinde yayımladığı çalışmada Akdeniz'in farklı bölgelerinden 56 popülasyon yabani, yarı doğal ve kültür popülasyonları olarak sınıflandırılmış; binden fazla mikrosatellit genotipi ve binlerce SNP işaretleyicisi incelenmiştir. Sonuçlar, keçiboynuzunun batıdan doğuya doğru, büyük olasılıkla Fas'taki Yüksek Atlas Dağları'nın Atlantik'e yakın eteklerindeki uzun süreli bir sığınaktan yayıldığına işaret etmektedir.

Çalışmanın belki de en ilgi çekici bulgusu, evcilleştirmenin tek bir merkezde değil, birçok kez ve büyük ölçüde yerel yabani ağaçların seçilmesiyle gerçekleştiğidir. Yazarlara göre evcil çeşitlerin uzak mesafelere taşınması da yaşanmıştır; ancak bu daha çok Roma, Yunan ve Arap göçleriyle ilişkili, ara sıra görülen hareketlerdir. Turkish Journal of Botany'deki derleme de bu yeni bulguları özetleyerek "tek sığınak" modelinin sorgulandığını vurgular.

Antik Mısır ve Doğu Akdeniz'de Keçiboynuzu

Keçiboynuzunun antik dünyadaki en çarpıcı izlerinden biri Mısır hiyerogliflerinde karşımıza çıkar. Hiyeroglif işaret listelerinde M29 koduyla kayıtlı işaret, bir keçiboynuzu baklasını tasvir eder ve "nḏm" okunuşuyla çoğunlukla "tatlı olmak" anlamında kullanılır. Aynı işaretin "keçiboynuzu ağacı" anlamında da geçtiği kaydedilmiştir. Yani Mısırlılar tatlılık kavramını yazıya dökerken keçiboynuzunun baklasını seçmiştir; bu da meyvenin tatlı tadının o dönemde ne kadar bilindiğini gösteren güzel bir ayrıntıdır.

Güney Kaliforniya Üniversitesi'nin bitki-insan ilişkileri üzerine hazırladığı bir çalışmada, MÖ 2565–2420 yıllarına tarihlenen bir mezar tapınağı duvarındaki adak listesinde keçiboynuzunun yer aldığı aktarılır. Aynı kaynakta keçiboynuzu baklası ve çekirdeklerinin Mısır mezarlarında bulunduğu da belirtilir. Antik Mısır'daki ayrıntılı kullanım biçimlerini "Antik Mısır ve Yunan'da Keçiboynuzu" başlıklı yazımızda ayrıca ele alıyoruz.

Doğu Akdeniz'de keçiboynuzunun beslenmedeki yeri çoğu zaman "zor zamanların gıdası" olarak tanımlanmıştır. Turkish Journal of Botany'deki derlemeye göre MÖ 1. yüzyıl ile MS 2. yüzyıl arasını kapsayan Mişna dönemi Yahudi metinleri keçiboynuzunun kullanımını ve yetiştirilmesini belgelemektedir; baklalar kıtlık dönemlerinde insanlar tarafından tüketilmiş, bolluk dönemi geldiğinde ise hayvan yemi olarak kullanılmıştır.

Yunan ve Roma Dünyası: Bir Meyveden Bir Ölçü Birimine

Keçiboynuzunun Yunan ve Roma dünyasındaki izleri en açık biçimde dilde görülür. Yunanca "keras" boynuz demektir; keçiboynuzu çekirdeğine ise "küçük boynuz" anlamında "keration" denmiştir. Online Etymology Dictionary'ye göre keration hem keçiboynuzu çekirdeğini hem de küçük bir ağırlık birimini ifade etmiş ve Roma'daki "siliqua" birimine karşılık gelmiştir. Siliqua, Büyük Konstantin'in altın sikkesi solidusun yirmi dörtte biri olarak tanımlanmıştır.

Roma dönemi yazarları da keçiboynuzunu tanımıştır. Turkish Journal of Botany'deki derleme, Columella'nın ağaçtan "siliqua Graeca" (Yunan baklası) diye söz ettiğini, Yaşlı Plinius'un ise İyonyalıların bu ağaca "ceronia" dediğini aktardığını belirtir. Bilimsel ad Ceratonia siliqua da bu iki kökü, yani Yunanca boynuz ve Latince bakla anlamlarını bir araya getirir.

Keçiboynuzu çekirdeğinin ağırlık ölçüsü olarak kullanılması ve karat kelimesinin bu kullanımdan doğması, keçiboynuzunun tarihindeki en bilinen hikâyedir. Ancak çekirdeklerin "hepsinin aynı ağırlıkta olduğu" inanışı bilimsel olarak doğrulanmamıştır. Bu konuyu "Karat Ölçüsü ve Keçiboynuzu Çekirdeği: Efsane mi Gerçek mi?" başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak inceliyoruz.

Arap Tarım Bilimi ve Endülüs: Keçiboynuzunun Altın Çağı

Keçiboynuzunun Akdeniz'de geniş ölçekte yayılmasında Orta Çağ İslam dünyasının özel bir yeri vardır. Ramón-Laca ve Mabberley, Yunanistan ve güney İtalya dışındaki Avrupa dillerinde keçiboynuzu adlarının çoğunun Arapça kökenli olmasından yola çıkarak bugünkü kültür çeşitlerinin büyük olasılıkla Orta Çağ'da Müslümanlar tarafından seçildiği sonucuna varmıştır. İspanyolcadaki "algarrobo", Arapça "harrûb" ile aynı kökten gelir.

Turkish Journal of Botany'deki derlemeye göre keçiboynuzu yetiştiriciliği, özellikle Levant bölgesinde, Arap fetihlerinden sonra zirveye ulaşmıştır. 10. yüzyıla ait Arapça tarım kitabı Kitâbü'l-Filâha en-Nebatiyye, doğu Akdeniz'de ve Endülüs'te büyük etki yaratmıştır. İbn Haccâc el-İşbîlî, Ebü'l-Hayr el-İşbîlî ve İbnü'l-Avvâm gibi Endülüslü yazarlar keçiboynuzu çeşitlerini ve çoğaltma yöntemlerini kayda geçirmiştir. Bu yöntemler arasında tohumdan yetiştirme, çelikle çoğaltma ve aşılama gibi teknikler bulunmaktadır.

Aynı kaynağa göre İber Yarımadası'nda keçiboynuzunun yaygınlaşmasında Arap ve Endülüslü Müslümanların belirleyici rol oynamış olması muhtemeldir. 1609'da Moriskoların sürülmesinden sonra ağacın popülerliği azalmış, bazı bölgelerde keçiboynuzu kıtlıkla özdeşleştirilmiş ve bu olumsuz imaj uzun süre devam etmiştir.

Yeni Dünyaya ve Başka Kıtalara Yayılış

Keçiboynuzu Akdeniz'in dışına da taşınmıştır. Turkish Journal of Botany'deki derleme, ağacın Kaliforniya, Şili, Arjantin, Avustralya, Güney Afrika, Hindistan ve Çin gibi bölgelere çoğunlukla Akdenizli göçmenler veya İngiliz sömürge yöneticileri aracılığıyla götürüldüğünü belirtir. Derlemede ABD'ye girişin 1854 yılına tarihlendiği de aktarılır.

Bu yayılışın arkasında keçiboynuzunun dayanıklılığı yatar. Kuraklığa ve fakir topraklara uyum sağlayabilen bir ağaç olması, onu benzer iklime sahip yeni bölgelerde denemeye değer kılmıştır. Ancak Akdeniz dışındaki üretim, tarih boyunca Akdeniz'deki geleneksel üretim bölgelerinin hacmine ulaşamamıştır.

Kıtlık Gıdasından Sanayi Hammaddesine

Keçiboynuzunun tarihi boyunca iki farklı yüzü olmuştur. Bir yandan "fakirin ekmeği" olarak görülmüş, hayvan yemi ve kıtlık dönemlerinde hayatta kalma gıdası olarak tüketilmiştir. Kutsal metinlerdeki Müsrif Oğul meselinde domuzların yediği baklaların genellikle keçiboynuzu olarak yorumlanması da bu "mütevazı gıda" imajını yansıtır. Öte yandan çekirdeğinin ölçü birimi olarak kullanılması, keçiboynuzuna değerli taşların ve altının dünyasında kalıcı bir yer kazandırmıştır.

20. yüzyılda bu ikilik yeni bir boyut kazanmıştır. Çekirdeğin endosperminden elde edilen keçiboynuzu gamı, gıda sanayisinin önemli kıvam artırıcılarından biri hâline gelmiş; meyvenin etli kısmı da un, toz, pekmez ve ekstrakt gibi ürünlere dönüşmüştür. Böylece bir zamanlar yan ürün sayılan çekirdek, meyvenin ekonomik değerini belirleyen ana unsurlardan biri olmuştur. Bu dönüşümü Keçiboynuzu Çekirdeği Nedir? yazımızda ayrıntılı olarak anlatıyoruz.

Buna rağmen dünya üretimi uzun dönemde gerilemiştir. Turkish Journal of Botany'deki derlemeye göre dünya keçiboynuzu üretimi 1945'te yaklaşık 650.000 tondan 2012–2021 ortalamasında yaklaşık 183.915 tona düşmüştür; bu, yaklaşık yüzde 72'lik bir azalma anlamına gelir. Yazarlar bu düşüşün başlıca nedenleri olarak yaşlanan bahçeleri ve yenileme ile yeniden dikim programlarının eksikliğini göstermektedir.

Türkiye'de Keçiboynuzunun Tarihsel Yeri

Anadolu'nun Akdeniz kıyıları, keçiboynuzunun doğal ve kültür formlarının bir arada bulunduğu bölgelerdendir. Turkish Journal of Botany'deki derleme, Hillcoat ve arkadaşlarının 1980 tarihli çalışmasına dayanarak Türkiye'yi Kıbrıs, Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün ve Mısır gibi ülkelerle birlikte yabani keçiboynuzunun kaydedildiği bölgeler arasında sayar.

Aynı derlemede 2012–2021 dönemine ait verilere göre Türkiye'nin dünyanın beşinci büyük keçiboynuzu üreticisi olduğu belirtilmektedir. Derlemede bu dönem için Türkiye'de 1.911 hektar hasat alanı ve 15.489 ton üretim rakamları verilir. Bu rakamlar uluslararası istatistiklere dayanan dönem ortalamalarıdır; yıllık resmî üretim verileri için TÜİK istatistiklerine bakılması gerekir.

Türkiye'de keçiboynuzu yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bir mutfak kültürüdür. Pekmez başta olmak üzere keçiboynuzundan yapılan geleneksel ürünler kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Pekmezin yapım sürecini Keçiboynuzu Pekmezi Nedir ve Nasıl Yapılır? yazımızda bulabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Keçiboynuzu ilk olarak nerede ortaya çıktı?

Kesin bir cevap yoktur. Eski çalışmalar güney Arabistan ve Afrika Boynuzu'nu işaret ederken, 2022'de yayımlanan genetik bir çalışma batı Akdeniz'de, Fas'taki Yüksek Atlas eteklerinde uzun süreli bir sığınak olduğunu ileri sürmektedir.

Keçiboynuzu tek bir yerde mi evcilleştirildi?

Güncel genetik bulgular, evcilleştirmenin birçok kez ve büyük ölçüde yerel yabani ağaçların seçilmesiyle gerçekleştiğini göstermektedir.

Karat kelimesi gerçekten keçiboynuzundan mı geliyor?

Evet. Etimolojik kaynaklar karat kelimesini Arapça "kırat" üzerinden Yunanca "keration" (keçiboynuzu çekirdeği) kelimesine bağlar. Ancak çekirdeklerin hepsinin aynı ağırlıkta olduğu inanışı bilimsel olarak doğrulanmamıştır.

Keçiboynuzu neden "fakir gıdası" olarak anılmış?

Tarihsel metinler baklaların kıtlık dönemlerinde insanlar, bolluk dönemlerinde ise hayvanlar tarafından tüketildiğini gösterir. Bu nedenle uzun süre mütevazı bir besin olarak görülmüştür.

Carob Türkiye ile Keçiboynuzunun Bugünü

Binlerce yıllık bir geçmişe sahip keçiboynuzu, bugün gıda sanayisinden ev mutfağına kadar geniş bir alanda değerlendirilmektedir. Carob Türkiye olarak keçiboynuzu meyvesi, kırığı, unu/tozu, çekirdeği ve ekstraktı tedarik ediyoruz.

Ürünlerimizi Ürünlerimiz sayfasında inceleyebilir, keçiboynuzunun genel özelliklerini Keçiboynuzu Nedir? yazımızda okuyabilirsiniz. Toptan ve ihracat talepleriniz için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Yerli kaynaklar

Mahdad, Y. M., Gaouar, S. B. S., "Origin, distribution and domestication of the carob tree (Ceratonia siliqua L.)", Turkish Journal of Botany (TÜBİTAK), 47(2), 89–96, 2023. doi.org/10.55730/1300-008X.2748

Kallek, C., "Kırat", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, s. 437–438. islamansiklopedisi.org.tr/kirat

Yabancı kaynaklar

Baumel, A., Nieto Feliner, G., Médail, F., La Malfa, S., Di Guardo, M., Bou Dagher Kharrat, M., Lakhal-Mirleau, F., Frelon, V., Ouahmane, L., Diadema, K., Sanguin, H., Viruel, J., "Genome-wide footprints in the carob tree (Ceratonia siliqua) unveil a new domestication pattern of a fruit tree in the Mediterranean", Molecular Ecology, 31(15), 4095–4111, 2022. doi.org/10.1111/mec.16563

Ramón-Laca, L., Mabberley, D. J., "The ecological status of the carob-tree (Ceratonia siliqua, Leguminosae) in the Mediterranean", Botanical Journal of the Linnean Society, 144(4), 431–436, 2004. doi.org/10.1111/j.1095-8339.2003.00254.x

Turnbull, L. A., Santamaria, L., Martorell, T., Rallo, J., Hector, A., "Seed size variability: from carob to carats", Biology Letters, 2(3), 397–400, 2006. doi.org/10.1098/rsbl.2006.0476

Fuson, C., Yee, S., "Carob: From Pod to Pantry", Plants & People: The Intersection of Botany and Human Experience, University of Southern California (Scalar), 2022. scalar.usc.edu/works/plants-and-people/carob-from-pod-to-…

Thot Sign List, "M29 – A pod of a carob (Ceratonia siliqua) tree" (TSL_1_3975). thotsignlist.org/mysign?id=3975

Online Etymology Dictionary, "carat". etymonline.com/it/word/carat

Bilimsel Kaynaklar
Merak ettikleriniz mi var?